30 Eylül 2010 Perşembe

HAYALPEREST

Hem kahvaltımı yapıp hem gazetenin ana sayfa  haberlerine göz gezdirirken sayfanın en altındaki görece küçük başlığına takılıyor gözlerim.

Cumhuriyet Gazetesi’nin bu haberinin başlığı "Erdoğanlar ticareti sevdi”. Haberin detayını okuyunca anlıyorum ki Başbakan’ın küçük kızı 90 bin TL ile Doruk Izgara Gıda Ticaret Ltd ŞTİ’ne ortak olmuş. Aynı şirkete daha önceden 120 bin TL. sermayeyle ortak olan Bilal Erdoğan’ın hissesiyle toplam sermaye oranları %70 olmuş. Şirketin faaliyet konusu ise gıda sektörü başta olmak üzere, fırıncılık, otel, restoran, kafe, çay bahçesi açmak, işletmek ve kiralamak olarak belirtilmiş.

Eeee ne var bunda? diyebilirsiniz. Herkes, ben bile 2 tane işletmeye ortak olup kurmadım mı? Bu haberi okuyunca üst düzey parlamenterlerin (UDP) (Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar )  özellikle birinci derece yakınlarının  son zamanlarda bu kadar ticaret hayatına girmeleri bende bir haksız rekabet olduğu hissini uyandırdı.

Ticari işletmeler kar elde etmek amacıyla kurulurlar. Kar elde eden şirketler de (bireylerlerin de olduğu gibi) anayasal sorumluluk olarak elde ettikleri kar üzerinden devlete vergi öderler. 

Bir işletme düşünün ki patron, UDP yakını. Bu işletme nereye giderse gitsin  (önünde hazır kamu ihaleleri gibi büyük lokmaların olmadığını düşünerek)  her kapı açılacaktır. Düşünsenize siz büyük bir şirketsiniz ve personel yemeği hizmetinizi UDP’in  yakınının şirketi almak istiyor. Kendi çıkarlarınızı, prestijinizi düşünerek ve belki de hiç fiyat pazarlığı yapmadan anlaşacaksınız. Peki buraya kadar her şey zaten gündelik ticaret hayatında beş aşağı beş yukarı yaşanıyor. İnsanlar en küçük işini halletmek için bile bir tanıdık devreye sokma ihtiyacı içinde…… Bunun dışında özellikle vergi düzenlemelerinde veya ticari hayatı etkileyecek yasal düzenlemelerin kanunlaştırılmasında UDP’in yakınının işletmesi için bir özel istisna yapılması muhtemel. Buna benzer örnekleri geçtiğimiz yıllarda “mısır” düzenlemesiyle yaşamıştık.  

Peki; bir UDP’in yakınının şirketinin yaptığı ticari işlemleri ve yıllık gelirlerini hele ki son zamanlarda bir korku ülkesine dönen şu ortamda kim ve ne kadar objektif denetleyebilir? Hükümete bağlı birimlerin ilgili uzmanları mı? Hele hele varsa yapılmış hata/hilelere kim ceza kesebilir? O halde UDP yakınlarının işletmelerinin denetimi için özel kurulmuş yeminli birimler olsa ve bu birimlere bağımsız denetim yapsa  ve varsa usulsüzlüklere ceza verme yetkileri verilse? Böylece ticari hayatta herkes eşit şartlarda işini yapıyor olmaz mı?

Uyaannnn… Hayal bunlar! Daha geçenlerde millettin %58’i bağımsız mahkemeleri, adalet bakanı ve müsteşarına bağımlı, bir çok üyesinin yönetimde olan hükümetçe atanmasına evet demedi mi? Dedi. Ülkenin yönetiliş trendi, batının aksine tek elden yönetilsine dönüyor ben hala bağımsız denetimlerden hem de Üst Düzey Bürokrat şirketlerinin denetiminden bahsediyorum….

1 yorum:

  1. Bu fikirlerinizin tamamına katılıyorum. Çok iyi yorumlamışsınız.Hep aynı düzen maalesef dün özal ailesi bugün erdoğan ailesi ve ye kürküm ye..
    Demokrasinin hiç uğramaya niyeti yok. Güdülme odaklı toplulukların yok olmasının temel prensibi okumak ve okutmaktan geçiyor.
    Lütfen herşeyi okuyalım....

    YanıtlaSil